Monday, 13 July 2009

AHİM: İngiltere’nin DNA Bilgi Bankası İnsan Haklarına Aykırı!

Bu konunun ne olduğuna ve önemine ilişkin birçok defa yazılar yazdım. Bu konu aslında beraberinde bir çok tartışmayı da getiriyor. Evet, sonunda İngiltere’de tutuklanan herkesin DNA’sının alınması kanunu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından bir insan hakları ihlali olarak nitelendirildi.

Şu an yürürlükte olan kanuna göre İngiltere’de tutuklanan herkesin parmak izi ve DNA’sı alınıp polis bilgi data bankasında tutulmaktadır. Bu tutuklanan herkes için geçerli bir kuraldır ve insanların suçsuzluğu veya davaların düşmesini gözardı eden bir uygulamadır. Şu anda polisin DNA bilgi bankasında itham edildikleri suçları işlememiş suçsuz kişilerin, yaklaşık 1.6 milyon kişinin DNA’sı ve parmak izi bulunmaktadır.
Kişi eğer kayıt edilecek bir suçtan tutuklanmışsa o kişiden tükürük örneği alınıyor, genellikle bu işlem kişi polis karakoluna vardığı zaman yapılıyor ve tutukluluk yetkisi verildiği zaman yapılmakta.

Bilgi bankasında kişilerin isimleri saklanmamakta, sadece kişilere ait örneklere verilmiş eşsiz kodlama sistemi vardır ki tarama yapılırken kişilerin adları ile araştırma yapılamaz sadece numaralar ile yapılır. Kişilerin isimleri kesinlikle kayıt edilmez, öyle ki isterse kişilerin tükürük örnekleri isterse parmak izleri alınmış olsun kişi isimleri ile bunlar kaydedilmez. Zamanımızda bu işlem elektronik olarak yapılmaktadır. Kişinin parmağı camdan yapılmış ekrana konulup makina herhangi bir bankaya koymadan önce önü okur ve kaydeder. Kişi kaç kere tutuklanırsa tutuklansın o kişinin parmak izi yıllar içersinde sürekli değişebileceği için kişiden her seferinde parmak izi alınır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, İngiltere devletinden eğer kişi suçsuz bulunmuşsa veya dava karakoladayken düşmüş ise o kişiye ait bütün örneklerin bilgi bankasından silinmesi istenmektedir. Avrupa mahkemesinin aldığı karar dogrultusunda suçsuz bulunan kişiye ait bilgilerin bilgi bankasında tutulması sadece kişinin ‘özel yaşam hakkı’ ihlali değil bunun yanı sıra bu uygulamanın demokratik bir toplumda gerekli olmadığı yönündedir.
İngiltere’nin bu uygulamasındaki ana sorunlar tutuklanan kişilerin DNA ve parmak izlerinin iddia edilen suçun ne derece ciddi olursa olsun alınması, kişinin yaşının önemli olmaması, örneklerin bilgi bankasında tutulmasına ilişkin bir zaman limitinin olmaması ve son olarak da bu konuda rahatsız olan kişiler için kendi örneklerini bilgi bankasında sildirmek için çok az gerekçenin bulunmasıdır.

İngiltere’de toplam olarak 4.6 milyon kişinin DNA ve parmak izi kayıt örnekleri bilgi bankasında tutulmaktadır. Bu dünyanın en büyük bilgi bankasıdır. Bunlardan yaklaşık 800,000 DNA örneği itham edildikleri suçları daha sonradan işlemedikleri anlaşılan kişilere veya mahkeme tarafından suçsuz bulunan kişilere aittir. Aynı zamanda yine yaklaşık 800,000 suçsuz kişiye ait parmak izi örneklerinin bilgi bankasında tutulmaktadır.

Polis ve devlet bu konuda ana tartışması DNA bilgi bankasının suçla mücadelede büyük rol oynadığı öne sürülmektedir. Fakat burada çok kesin olan şey aslında DNA’nin %100 kesin olan bir gerçek olmadığıdır. Örneğin 2005’in sonlarına doğru 14,000 suç işlenmiş yerden örnekler alındı. Bunlardan 114’ü cinayet mahalinde bulunuyorlardı, 55’i cinayete teşebbüs sahnesinde ve 116’sı da tecavüz suçunun işlendiği yerlerde almıştır. Bu örnekler daha sonra DNA bilgi bankasında bulunan 8,500 bireyin örnekleri ile uyuştuğu anlaşıldı. Ki bu kişiler ya suçsuz bulunan kişilerdi ya da haklarında hiç dava açılmamış kişilerden oluşmaktaydı. Gerçekçi olursak bu suçların 8,500 kişinin işlediğini söyleyebilir miyiz? Bence hayır! Dolayısıyla bu genişlikte bir bilgi bankası aslında ülke insanlarının söz konusu bilgilerin sisteme işlenmesi esnasında veya bilgilerin olay yerinde toplanma ensasında en ufak bir yanlışlık doğrultusunda çok ciddi ve hayati zarar görmesine yol açabilecek nitelikdedir. Bu sebepden dolayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin vermiş olduğu karar son derece önemli ve yerindedir.

No comments:

Post a Comment